ROMANYA

Yazar: Yusuf Mert ÜSTÜN

Editör: Muhammet ALAN

Yayımlanma Tarihi: ??.01.2020

Kısa Romanya Coğrafyası

Romanya; Avrupa’nın güneydoğusunda, 45° Kuzey paraleli ile 25° Doğu meridyeninin kesişim noktasında yer alan bir devlettir. Komşuları; güneyde Bulgaristan, güneybatıda Sırbistan, batıda Macaristan, kuzeyde Ukrayna ve kuzeydoğuda Moldova’dır. Karadeniz’in batısında yaklaşık 238.000 km² bir alan kaplayan ülke, yaklaşık 19 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Alan ve nüfus bakımından orta boyutlu bir ülke olup NATO ve Avrupa Birliği gibi önemli organizasyonlara üyedir.

Orta boyutlu bir ülke olmasına karşın Romanya çeşitli yüzey şekillerine sahip bir ülkedir. Ülkenin en alçak noktası olan Tuna deltası, Dobruca’nın kuzeyinde konumlanmaktadır. Tuna deltası, pek çok bataklıkların bulunduğu ve Tuna nehrinin kollara ayrılarak Karadeniz’e döküldüğü bir mevkidir. Batı ve Kuzey istikametlerine doğru ilerledikçe Prut ve Tuna kenarlarından Karpatların eteklerine kadar uzanan geniş ovalarla karşılaşılır. Bu geniş düzlükler Karpatlar’dan kaynağını alan pek çok irili-ufaklı akarsu tarafından sulanmaktadır. Ülkenin omurgasını oluşturan ve bir yay gibi ülke içinde uzanan Karpat Dağları ise Romanya’nın en yüksek kesimidir. Ülkenin iç kesimi ile Eflak’ı birbirinden ayıran Güney Karpatlar / Karpat Alpleri ülkenin en yüksek zirvesi olan Moldaveanu’ya ev sahipliği yapar. Yay şeklinde uzanan Karpatların iç kesiminde ise Transilvanya Platosu /  Podişul Transilvaniei bulunur.

 
Romanya İdari.png

Romanya; kışın kuzeyli soğuk rüzgârların, yazın ise Atlantik kökenli batılı ılıman rüzgârların etkisinde kalan, ılıman nemli karasal bir iklime sahiptir. Ancak ülkenin sahip olduğu çeşitli topografik özelliklerden dolayı iklimsel özellikler farklılıklar göstermektedir. Sıcaklıklar alçak kesimlerden yükseğe çıkıldıkça ve güneydoğudan kuzeybatı yönüne ilerledikçe kabaca düşmektedir. Ayrıca kıyı kesimde Karadeniz’den kaynaklanan ılımanlaştırıcı bir etki dar bir alanda gözlemlenmektedir. Bölgesel olarak incelediğimizde; Krayova, Bükreş ve Călăraşi şehirlerinin bulunduğu, Tuna ovası boyunca yer alan Eflak’ta, karasal iklim hâkimdir, kışlar soğuk geçerken yazlar Romanya’nın geri kalanına göre daha sıcak geçmektedir. Örneğin kışı karlı geçen ve don olaylarının göründüğü Bükreş’te sıcaklıklar -15 °C civarına kadar düşebilir. Öğleden sonra gök gürültülü fırtınaların görüldüğü yaz mevsiminde ise sıcaklıklar 35 °C’ye kadar çıkabilir. Bu bölgede yağışlar en çok Mayıs-Haziran arası görülür ve sağanak şeklinde yağar, Bükreş’te ortalama yıllık yağış 595 mm’dir. Karadeniz kenarında uzanan Dobruca’da iklim iç kesimlere göre daha ılımandır ancak kışlar burada da soğuk geçmektedir. Kıyıdaki en büyük şehir olan Könstence’de Ocak ayı ortalama sıcaklıkları 1.5 °C’yken Temmuzda 23 °C’ye kadar çıkar, yağışlar ise yıl boyunca toplam 385 mm’den ibaret olup oldukça düşüktür. Karpatların batısında kalan Transilvanya platosunda ise yüksekliğe bağlı olarak Eflak’a nazaran daha soğuk bir iklim görülür. Transilvanya önemli şehirlerinden olan Cluj-Napoca / Kaloşvar’da ortalama yağış yıllık 595 mm olup, Eflak’a benzer şekilde en yağışlı mevsim Mayıs-Haziran arasıdır. Karpatlar yüksekliğe bağlı olarak ülkenin en soğuk kesimidir, ancak nemlilik ve yağış bu bölgede artmaktadır.

Eflak ve Boğdan’ı kaplayan ovalar bozkırdır ve nemli kısımlarda uzun, daha kurak kesimlerde kısa olmak üzere otlaklardan oluşan bir vejetasyona sahiptir. Karpatlar ise alçak kısımlar yaprak döken, yüksek kesimler kozalaklı olmak üzere ağaçlarla kaplıdır. Dağların zirveleri ise Alpin çayırları ile kaplıdır. Kara dağkeçileri, Karpat geyikleri, kurtlar, yabani tavşanları, sansar, bozayılar, vaşaklar, yaban domuzları ve tilkiler Karpatlar’da yaşar.

Çevresel bakımından değerlendirildiğinde Romanya’nın kimi kısımları Avrupa ortalamasına kıyasla daha sorunludur. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında çok hızlı bir biçimde endüstriyelleşen şehirler, hava kirliliği etkisinde kalmıştır. Öyle ki 1992 yılında Romanya dünya çapında en çok endüstriyel hava kirliliğine sahip 28. ülkesi konumundaydı.

 

Kısa Romanya Tarihi

Günümüz Romanya toprakları üzerinde insanlığın binlerce yıllık uzun bir geçmişi olduğu arkeolojik kanıtlarla sabittir. İlk tarımsal faaliyetler M.Ö. VI. Yüzyılda başlamış, üç asır sonra Cucuteni medeniyetinin ürettiği renkli çömlekler görülmeye başlamıştır. M.Ö. I. Yüzyılda Trakya soylu, Daçyalılar (Daklar veya Daçlar olarak da bilinir) bölgenin baskın unsuru haline geldi. M.S. I. Yüzyılda Decebalus devrinde Daçya altın çağını yaşadı ancak 4 yıllık bir savaştan sonra 106 yılında Roma imparatoru Trajan bölgeyi Roma hâkimiyeti altına soktu. Roma hâkimiyetinin günümüz Romanya’sında son bulduğu 271 yılında imparatorluk gerisinde kısmi Hristiyanlaşmış, Daç-Romanyalıları bıraktı. Bu topluluk Roma usullerine uygun yapılmış köy ve kasabalarda Latince konuşmaktaydı. Daçya yüzyıllar boyunca başarılı bir şekilde dalga-dalga gelen istilacıların akınına uğradı. Bu koşullar altında Tuna’nın güneyine veya dağlara sığınan ilk Romanyalılar göç etmek zorunda kaldı. Slav etkisi altında kalan bir kısım topluluk VII. Asırda Vlahlar veya Ulahlar olarak bilinmeye başlarken ülkeleri Eflak veya Ulahya olarak anıldı. Komşularından bağımsız yaşayan Ulahlar XIII. Asırda Moğol hâkimiyeti girdiler.

2 Rumen prensliği olan Eflak ve Boğdan’ın kurulması Rumen tarihinde önemli bir devri başlattı. XIII. Yüzyılın sonlarında kurulan bu prensliklerden Eflak 1476’da, Boğdan ise 1513’te Osmanlı’ya tabi oldu. 13 yıl sonra 1003 yılından beri Macar kontrolü altında olan Transilvanya - Erdel de Osmanlı kontrolü altına girdi. Osmanlı İmparatorluğunun bölgedeki dominasyonu uzun bir müddet devam etti. Ancak bu hâkimiyet ilerleyen asırlarda artmaya başlayan Rusya ve Avusturya imparatorluklarının etkileriyle bozulmaya başladı. 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşmasıyla birlikte Transilvanya (Banat ve Temeşvar – Timișoara) hariç Erdel Prensliği (Transilvanya) Avusturya’ya bırakıldı. 1812’de ise Boğdan’ın doğu parçası olan Besarabya (günümüz Moldova’sını kapsayan bölgeye verilen isim) Ruslar tarafından kontrol altına alındı. Kırım Savaşı sonunda bir kısım Besarabya geri alındıysa da Osmanlı’nın bölgedeki gerileme eğilimi devam etti.

1866’da Hohenzollern-Sigmaringen Hanedanlığı’ndan olan I. Carol’den önce tahta geçen, Alexandru Ioan Cuza’nın ilk prensi olduğu; yönetim şekli Anayasal Monarşi olan Eflak ve Boğdan Birleşik Prensliği veya Romanya Prensliği 1859’da kuruldu. 93 Harbi’nde Rusya Çarlığı saflarında Osmanlı’ya karşı savaşan Rumen güçleri, 1878 Berlin Antlaşması ile bağımsızlıklarını kazandılar ayrıca önceden doğrudan Osmanlı kontrolünde olan Dobruca bölgesini de ele geçirdiler ancak Güney Besarabya’yı Rusya’ya bıraktılar. II. Balkan savaşından sonra Bulgaristan’dan Güney Dobruca’yı alan Romanya genişlemeye devam etse de Rumenlerin yaşadığı toprakların büyük kısmını kontrol etmiyorlardı.

Carol’ün 1914’te ölümüyle yönetimi devralan I. Ferdinand, I. Cihan Harbine İttifak Kuvvetleri safında katıldı. Romanya; Transilvanya’yı Macaristan’dan, Bukavina’yı Avusturya’dan ve Besarabya’yı Rusya’dan almayı başararak Büyük Romanya olarak anılmaya başlandı.

Ancak II. Dünya Savaşı Romanya’nın önünde büyük bir engel olarak duruyordu. Ekonomik şartlar kötüleştikçe iç siyasette aşırılar güç kazandı. Ayrıca savaştan uzak durmak için ültimatomları kabul eden Romanya kazandığı toprakları büyük ölçüde kaybetmeye başladı. 19401’de Mihver güçlerinin yanında İttifak güçlerine karşı savaşa giren Romanya, 1944’te ülkeye giren Sovyet güçleri ile rejim değişikliğine giderek Nazi Almanya’sına karşı savaşa girdi. Premier Petru Groza önderliğinde kurulan komünist koalisyon 1945’te ülke yönetimini ele aldı. 1947’de Kral I. Mihai ülkeden sürüldü aynı yıl Romanya Halk Cumhuriyeti deklare edildi. Romanya kaybettiği topraklardan Transilvanya hariç hiç birini geri alamadı ve günümüzdeki modern sınırlarına kavuştu. Nikolay Çavuşesku yönetimindeki Romanya Halk Cumhuriyeti Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin güdümünde kalmış bir devlet olarak yoluna devam etti. 1980’lerin başında yiyecek ve enerji kesintilerinden kaynaklı iş bırakma ve grevler yaşanmaya başladı. Ayrıca Gorbaçov ile yeniden yapılanma sürecine giren SSCB’nin yolunu izlemeyeceğini duyuran Çavuşesku, diğer doğu bloku ülkelerinden daha sert bir yol izledi. Çavuşesku’nun kırsal bölgelerde yeniden yapılanmaya giderek agro-endüstriyel kentler kurmasını içeren ve milyonların ülke içinde yer değiştirmesini kapsayan, Sistemleştirme (Rumence Sistematizarea), projesi ayrıca tepkilere neden oldu. Özellikle ülkenin batısında yaşan 2.5 milyon Macar’ın hisleri ile çok kötü vaziyete varmış ekonomik vaziyet halk arasındaki huzursuzluğu epeyce arttırdı. Temeşvar – Timișoara kentinde yerel Macarların sözcülüğünü yapan Papaz Laszlo Toekes, Rumen gizli polis teşkilatı olan Securitate tarafından sürülmeye çalışındı. Halk sokaklara döküldü protestolara müdahale için birlikler çağrıldı ve binlerce vatandaş hayatını yitirdi. Bu sırada İran’da bir gezide olan Çavuşesku döndüğünden mitingler düzenledi ve muhaliflerini faşist olarak niteledi. Ancak bu gösteriler de hükümet karşıtı gösterilere dönüşünce karısı Elana’yla kaçmaya çalışan Çavuşesku 25 Aralık 1989'da yakalandı ve ardından idam edildi.

Çavuşesku sonrası dönemde Romanya sistem değişikliğinin getirdiği zorluklara göğüs germek zorunda kaldı. Enflasyonun %300’ü aştığı 1990’ların ilk yarısında, Rumenler Avrupa’nın en fakir milletlerinden biri haline geldi. Zaman içerisinde yapılan reformlar sayesinde ekonomi bir nebze toparlandı. Avrupa Birliğine üyelik için girişimlerde bulunuldu ve demokratikleşme çalışmaları gözlendi. Romanya NATO üyeliğine 2004’te, AB üyeliğine ise 2008’de kabul edilmesiyle en büyük amaçlarından bir kısmına ulaştı. Günümüzde diğer ex-komünist ülkelerin geçiş süreçlerinde yaşadıkları sancılar ve izler hala kendini bir nebze belli etse de ülke ekonomik olarak refah kazanmaya devam etmektedir.

Romanya_Tarihi_Bölgeleri.png
 

Romanya Beşeri Coğrafyası

Romanya 2020 yılı itibariyle yaklaşık 19 milyonluk bir nüfusa sahiptir. 19 milyon Avrupa şartlarında yüksek sayılabilecek bir rakam olmasına karşın, demografik açıdan Romanya oldukça sıkıntı çeken – veya çekecek olan - ülkelerden biridir. 1990’da Romanya nüfusu 23,5 milyon civarındaydı, nüfusun sağlıklı bir biçimde doğal olarak yenilenmesi için gereken alt limit olan 2,1’in altında uzun süreden beri seyreden kadın başına doğum oranlarının yanı sıra özellikle AB’ye üyeliğinden sonra ivmelenerek artan dış göçler, ülke nüfusunun azalmasına neden olmaktadır. Bu konuda genç nüfusun azalan doğumlara bağlı olarak küçülen payının yanında göç eden kesimin çalışma çağındaki nüfustan oluşması ülke için ek demografik ve ekonomik zorluklar çıkarmaktadır. Bu bakımından ex-Komünist ülkeler ile benzer bir demografik dinamizme sahip Romanya'nın bir çeşit Rus Çaprazı durumu yaşadığı söylenebilir.

Romanya Nüfus.png

Romanya nüfusu özellikle düz ve geniş tarım arazilerine sahip olan Eflak ve Boğdan üzerinde yoğun bir biçimde dağılmıştır. Ayrıca Macaristan hudut bölgesine yakın olan bölgeler ve Transilvanya Platosu da önemli miktarda nüfusa sahiptir. Ülke nüfusunun yaklaşık %55’i şehirlerde yaşamaktadır ki bu Avrupa şartlarında düşük bir seviyedir. Yani Romanya’yı hala kırsal hayatını bir nebze korumuş bir ülke olarak nitelendirebiliriz. En büyük Rumen şehri 1,8 milyonluk nüfusu ile payitaht Bükreş’dir (Bucureşti). Arkeolojik kanıtlar eski bir yerleşim yeri olduğunu gösterse de Bükreş adının yazılı kaynaklarda geçmesi III. Vlad Tepeş (Kazıklı Voyvoda) dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde Eflak’ın başkenti olan Trigovişte’yi Osmanlılara karşı korumak maksadıyla inşa edilen kale, imparatorluğun kontrolüne girdikten sonra hızla gelişen merkezlerden birisi oldu ve 1659’da başkent olarak ilan edildi. Şehir birleşik prenslik döneminde önemli başarılar elde etti. İlerleyen dönemlerde de planlama çalışmalarıyla şehre yeni bir görünüm verildi. Komünist yönetim altında şehir büyümeye dönem etti ve bloklardan oluşan yeni yerleşim yerleri inşa edildi, bu dönemde nüfus 2 milyona ulaşmıştı. Ülkenin kuzeydoğusunda Moldava-Romanya sınırı oluşturan, Prut nehrine oldukça yakın bir alanda kurulu olan Yaş (Iași), 318 binlik nüfusu ile en büyük ikinci Rumen şehridir. Kaloşvar (Cluj-Napoca), Transilvanya’nın en büyük şehri 316 binlik nüfusu ile bir zamanlar sahip olduğu ikiciliği Yaş’a kaptırmıştır. Banat bölgesinin merkezi olan Temeşvar (Timișoara) 315 binlik nüfusuyla Kaloşvar ve Yaş’ın ardından ülkenin en büyük 4. şehridir. Bu şehirlerden sonra Batı Eflak’ta bulunan Krayova (Craiova), 304 binlik nüfusu ile ülkenin en büyük 5. şehridir.

KAYNAKLAR

  1. nationalgeographic, (2011). 10 Ekim 2019 tarihinde https://www.nationalgeographic.org/encyclopedia/fog/ adresinden edinilmiştir.

  2. Jesa, T., (2011). 09 Ekim 2019 tarihinde https://www.universetoday.com/85349/how-does-fog-form/ adresinden edinilmiştir.

  3. Benjamin-Elisha, S., (2018). 12 Ekim 2019 tarihinde https://www.worldatlas.com/articles/how-is-fog-formed.html adresinden edinilmiştir.

  4. Erdman, J., (2013). 10 Ekim 2019 tarihinde https://weather.com/science/news/how-does-fog-form-20131010 adresinden edinilmiştir.

  5. Briney, A., (2019). 11 Ekim 2019 tarihinde https://www.thoughtco.com/overview-of-fog-1435830 adresinden edinilmiştir.

  6. Deziel, C., (2017). 10 Ekim 2019 tarihinde https://sciencing.com/fog-form-4564176.html adresinden edinilmiştir.

  7. weather.gov, (2019). 10 Ekim 2019 tarihinde https://www.weather.gov/lmk/fog_tutorial adresinden edinilmiştir.

  8. britannica, (2019). 11 Ekim 2019 tarihinde https://www.britannica.com/science/fog adresinden edinilmiştir.

  9. metoffice.gov, (2019). 10 Ekim 2019 tarihinde https://www.metoffice.gov.uk/weather/learn-about/weather/types-of-weather/fog/types-of-fog adresinden edinilmiştir.

  10. britannica, (2019). 11 Ekim 2019 tarihinde https://www.britannica.com/science/smog adresinden edinilmiştir.

  11. nationalgeographic, (2011). 14 Ekim 2019 tarihinde https://www.nationalgeographic.org/encyclopedia/smog/​ adresinden edinilmiştir.

  12. Craig, D. (2018). Hava Kitabı. (Çev: I. Derya). (1. Baskı). İstanbul: Maya Kitap.

  13. Wootten, G. (2012). Waterloo 1815. (Çev: M. Okan Doğan). (1. Baskı). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Notlar

 

[1] Sisler yalnızca sıvı haldeki su damlacıkları değildir, onlar ayrıca katılaşıp küçük buz taneciklerine de dönüşebilir ki bu durumda görüş mesafesi iyiden iyiye azalır. 0°C’nin altında küçük su damlacıkları oldukça soğur ancak eğer sıcaklık -10°C’den yüksekse sadece çok küçük su parçacıkları donar. Sıcaklık düştükçe donan parçacık sayısı artar -35°C ile -40°C altındaki sıcaklıklarda sis tamamen donmuş su kristallerinden oluşur.

[2] Eğer görüş mesafesi 1 km’den az bir mesafeye inmişse sis ifadesi kullanılırken, değer 1 km’nin üzerinde ise pus terimi kullanılır.

[3] Belçika’da kabaca Bürüksel şehrinin güney istikametinde yer alan bir idari birimdir.

[4] Welington Dükü Mareşal Arthur Wellesley (1769-1852) Waterloo savaşında İngiliz-Hollanda kuvvetlerinin kumandanı.

[5] Smog, bahsedildiği üzere İngilizce Smoke ve Fog kelimelerinin birleştirilmesiyle – muhtemelen 1905’te – İngiliz şehirlerinin kirli havasını tasvir etmek için oluşturulmuştur. Pek çok dilde Bu kelime aynen kullanılsa da Yunanca ve İrlandaca gibi kimi diller kendi varyasyonuna sahiptir. Türkçe’de daha çok “dumanlı sis” olarak kullanılan terim yerine daha kısa ve tek bir kelime ifade edilebilen “dumsis” kelimesi yazımızda kullanılmıştır. İngilizce’deki Smog kelimesinin üretilmesindeki gibi Duman+Sis kelimeleri birleştirilerek tek bir kelime üretilmiştir.