COĞRAFİ METODOLOJİ ve BİLİMSEL BİLGİNİN ÖZELLİKLERİ (III.)

COĞRAFYA BİLİMİ VE METODOLOJİSİ

Coğrafya yeryüzü olayları arasındaki münasebetleri bu olayların dağılışını ve bu dağılışın nedenlerini inceleyen bir ilimdir şeklinde tarif edilmektedir. Bu olaylardan bir kısmı tabiidir. İklim, relief şekilleri, akarsular, buzullar, göller, denizler, toprak, bitki örtüsü hayvanlar gibi. Fakat bu tabii olayların yanında insan toplulukları ve bu toplulukların hayat faaliyet ve saha organizasyonu ile ilgili diğer bir takım olaylar yer almaktadır. İşte coğrafyanın konusu tabii ve beşeri bütün yeryüzü olaylarıdır (Ali Tanoğlu ).

 

Coğrafya ilminin kökeni “ge’grape” terimi yani “ge” dünya “graphe” ise tasvir manasına gelmektedir. Bunlara dayanarak coğrafyanın en basit anlamıyla bir yeryüzü ilmi olduğunu yani yeri başka bir ifadeyle dünyayı tasvir eden tanımlayan bir bilim olduğunu söyleyebiliriz. Bu coğrafyanın en basit ve genel anlamıdır çünkü coğrafya tasvirle değil bilimsel fenomenlerin oluşma nedenleri ve ortaya çıkardığı sonuçları araştırmakla uğraşır (Hayati Doğanay,1993).

                  

Coğrafyada geleneksel iki inceleme alanı olan fiziki ve beşeri coğrafya konusal ya da sistematik yaklaşım ile tek tek konuların çeşitli kısımları üzerinde odaklaşmak şeklindedir. Yeryüzünün fiziksel olarak çeşitli kısımları fiziki coğrafyanın konusu; insanı, özelliklerini ve faaliyetlerini inceleyen kısım ise beşeri coğrafyanın konusunu oluşturmaktadır.

                 

Beşeri coğrafyaya göre bitki ve hayvanlar gibi insanlarda içinde bulunduğu tabi çevreye bağımlıdır ve yaşamak gelişebilmek için bu çevreye uymak zorundadır. Böylece beşeri coğrafyaya göre insan toplulukları ve onların hayat ve faaliyeti büyük ölçüde tesiri altında bulundukları iklim, yerleştikleri memleket ekip biçtikleri topraktan tecrit edilemez. Fakat şunu hemen belirtmek gerekir ki insan bitki ve hayvan gibi çevre şartlarını olduğu gibi kabul eden bu şartlara karşı pasif kalan bir varlık değildir. Bilakis insan tabiata karşı gelir, onunla savaşır ve onu isteklerine göre şekillendirmeye çalışır.

  • Coğrafi epistemoloji; bir disiplinin sınırı diğer disiplinlere olan uzaklığı, yakınlığı, benzerliği, farklılığı ile ilgili disiplinin epistemolojik yerini oluşturur. Coğrafi epistemoloji coğrafya biliminin bilimsel dünyadaki yerini coğrafyanın araştırma sahasını ve coğrafya ya özgü yöntemleri ortaya koyar.

Bilimler arası sınırları tespit etmek oldukça güç ve günümüzde temel sorunlardan biridir. Dünyanın giderek küçüldüğü bilimlerin birbirine yaklaştığı, araştırma kurumlarının karmaşık hale geldiği günümüz bilim dünyasında önemli hale gelmiştir. Coğrafya biliminin bilimsel kuramın yapısı üniversite ve üniversite dışındaki sahalarda daha fazla tartışılmalıdır. Coğrafyacıların coğrafi bilgiyi üretme ve yayma konusundaki becerileri coğrafyanın bilimsel kuramını etkileyecektir. Bu nedenle coğrafyanın epistemik yönü net olarak anlaşılmalı ve diğer disiplinlere anlatılmalıdır.

      

Coğrafyanın tıpkı diğer disiplinler gibi coğrafi olaylara bakış açısı zamana ve sahaya göre değişiklik göstermektedir. Önceki coğrafi anlayışla 20. yy’daki coğrafi anlayış birbirinden çok farklıdır.19.yy’daki dönemi idioğrafik (tasviri) coğrafya olarak tanımlanır. Ve her mekânın tekil olduğu ve tek tek incelendiği anlayışından ortaya çıkar. Bu dönemdeki coğrafi anlayış fikri politik öneme sahip yerlerin daha iyi araştırıldığı görüldüğünde bu döneme lacosta anlamında genelkurmay coğrafyası adı verilir. Yaklaşım tarzının sadece nedenselci olduğu determinizmin ön planda olduğun coğrafi anlayışın geçerli olduğu dönemdir. 19. yy’dan sonra ise coğrafyada yeni bir dönemin kapıları aralanmıştır.

               

Geleneksel coğrafya ile modern coğrafya arasında yer alan bu kuşak geçiş kuşağı olmuştur. Alexander Won Humbolt ve Carl Ritter modern coğrafyanın temelini atan geçiş coğrafyacılarıdır. Her iki coğrafyacıdan günümüze gelen yeni bir coğrafya epistemolojisinin temelini atmışlardır. Özellikle Ritter ’in antropocoğrafya ile başlayan çalışmaları coğrafyaya yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Ve coğrafyanın bütün dünyayı bir sahne olarak görme anlayışı bu dönemin ürünüdür (Coğrafya Bölümü 3. Sınıf Coğrafyada Metodoloji Ders Notları, 2009)

  • Coğrafyanın konusu; coğrafya çok eski bir bilim olmasına rağmen özellikle Humbolt ve Ritterin yaptığı çalışmalardan sonra ancak kendi obje ve metodunun şuuruna varabilmiştir. Bu gecikmenin en önemli sebebi coğrafyanın kendi obje ve metodunu tayin etmek hususunda karşılaştığı güçlüklerdir. Gerçekten coğrafyanın konusunu oluşturan olaylar bugün fiziki biyolojik ve beşeri yeryüzü olaylarından her biri çevrelerinden ayrıldıkları takdirde başka bir bilimin inceleme alanına girmekte bu nedenle de inceleme konusu diğer ilimler tarafından paylaşılan ve kendisine ait bir konudan yoksun gibi adeta açıkta kalmaktadır             

Oysa coğrafyanın kendine has bir objesi vardır ve bu obje coğrafi olaylardır. Coğrafi olay insan ölçüsünde gözle görülebilen ve yeryüzünde bir arada bulunma neticesi bağlantı, karşılıklı kozal aksiyon halinde gruplaşma olayıdır. Yeryüzünde görülen çeşitli coğrafi olaylar; iklim, relief şekli, bir nehir, bitki, hayvan veya bir insan topluluğu bu grubun içine girer.

                

Şu halde coğrafya ancak karşılıklı kozal aksiyonların mevcut olduğu yerde vardır ve fiziki biyolojik yahut beşeri bir olay ancak yeryüzünün bir noktasında bağlantı halinde bulunan olayların tamamına bağlı ise ve bağlı olduğu ölçüde coğrafidir. Bu suretle coğrafi çevresine yerleştirilen ve çevre münasebetleri dâhilinde ele alınan bir gruplaşma olayı tamamıyla coğrafidir ve coğrafyanın konusunu oluşturur (Ali Tanoğlu).

                            

COĞRAFYANIN TEMEL UNSURLARI

Coğrafya bilimi 5 temel unsurdan meydana gelmektedir. Bu unsurlar genel başlıklar halinde şöyle sıralanır;

1. Lokasyon; lokasyonun yani coğrafi mevkinin coğrafyada önemli bir yeri vardır. İncelenmekte olan olayın olduğu kadar bizzat herhangi bir mekânın analizinde de her şeyden önce yerin bilinmesi gerekir. Coğrafyacılar lokasyonu iki gruba ayırmaktadır. Bunlar;

  • Mutlak lokasyon; bir yerin yerkürede bulunduğu noktayı onun enlem ve boylam değerlerini veren matematik konumunu ifade eder. Yani bir mekânın dünya üzerinde işgal ettiği alandır. Dünya üzerinde her noktanın dikey ve yatay pozisyonu farklıdır. Paralel ve meridyenlerden oluşan dünyadaki bu sisteme Grit sistemi denilmektedir. Ayrıca coğrafi koordinasyonların gösterdiği duruma küresel adres sistemi adı da verilmektedir. Uçaklar genellikle bu adrese göre hareket eder haritalar bu şekilde hazırlanır. Dünya üzerinde paralel ve meridyen derecesini bildiren sistem sit olarak da adlandırılır. Eğer bir hacim kaplıyorsa uzam (uzandığı yer) denir. Örn; Türkiye Gökçeada’dan Bababurnu’na uzanmaktadır.

  • İzafi – Rölatif (Göreceli) lokasyon; izafi lokasyon tespit edilen mekânın dünyanın geri kalan kısımlarıyla nasıl bir karşılıklı etkilenme içinde olduğunu anlamamıza yarar. Situasyon olarak da anılan izafi lokasyon o yerin yakın ya da uzak, kolay ya da geç mi erişilir, yol üzerinde mi sapa mı, yoksa arada bir yerde mi olduğunu ifade ederek onun erişilebilirliğini belirler. Yani özel konumdur. Çevresine göre farklı özelliklerinin açıklanmasıdır. Örn; Türkiye Asya ve Avrupa kıtaları arasında uzanan Ağrı Dağı, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına sahip üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir derken özel konumunu yani izafi durumunu ifade etmiş oluyoruz. Mutlak lokasyon ve izafi lokasyon beraber Coğrafi Konumu verirler.

2. Yer Özellikleri; coğrafi yeryüzünde aralarında pek çok etkileşim süreci bulunan birçok coğrafi fenomen vardır. Bunlar ya doğal ya da beşeri fenomenlerdir. Bu her iki grup benzer olup olmayışlarına göre başlıca iki kategoriye ayrılırlar. Bunlar;

  • Fiziki (doğal) çevre; bunlar jeomorfolojik etmen ve süreçler yani yeryüzü şekilleri ile bunları oluşturan iç ve dış güçler gibi, klimatik fenomen ve süreçler; sıcaklık, nem ve yağışlar gibi, hidrografik fenomen ve süreçler; yer altı suları, akarsular, göller ve denizler gibi, çevre özelliklerini oluşturmaktadır.

  • Beşeri çevre; insanların her türlü hayat ve faaliyet sahaları bu çevrenin içinde ele alınır. Nüfus, yerleşme ve ekonomik bütün faaliyetler bunları kapsar. Örn; yerleşme süreçleri; geçici yerleşmeler, devamlı yerleşmeler, yerleşme tipleri, mesken şekilleri gibi. İktisadi faaliyetlerden tarım hayvancılık madencilik, ulaşım, sanayi, ticaret, turizm gibi.

3. Hareket; bu başlık içerisinde göç olaylarını barındırmaktadır. Göç bir idari sınırı geçerek oturma yerini devamlı ya da uzun süreli olarak değiştirme olayıdır. Bu değişim kıtalararası uluslararası, bölgeler arası, kırdan şehire ya da şehirden kıra doğru herhangi bir ölçek ya da yönde meydana gelmektedir.

 

4. İnsan ve çevre ilişkileri; coğrafyanın konusunu oluşturan insan çevre ilişkileri uyum ve modifikasyon şeklinde gelişme göstermektedir. Bunlar karşılık etki derecesine bağlı olarak değerlendirilmektedir.

  • Uyum (bağımlılık durumu); insanlar içinde yaşadıkları çevre ile uyumlu bir hayat tarzı benimsemek zorunda ya da ihtiyacındalardır. Başka bir deyişle insanın yeryüzündeki yaşamı geniş ölçüde içinde yaşadığı fiziki çevrenin türü tarafından biçimlendirilecektir. 19. yy’ da hakim olan bu düşünce çevreci determinizm olarak anılır. İnsan faaliyetlerinin ya da başarılarının fiziki çevre tarafından kontrol edildiği fikridir.

  • Modifikasyon; 20. yy başlarında çevreci görüşten etkilenmeyen coğrafyacılar ortaya çıkmıştı ve fiziksel çevrenin insana kendi habitatını kullanma yolunu seçebileceği çok çeşitli fırsatlar sunduğu fikrini savunmuşlardır. Doğadan çok insan üzerinde duran insanın pasif bir varlık değil de doğa üzerinde aktif bir varlık olduğunu savunan görüş possibilizm olarak adlandırılmıştır.

5. Bölge; mekân bir bakıma süreklidir buna bağlı olarak da yeryüzünde insanın karşılıklı etkileşimi tümüyle bir mekânsal sistem olarak görülür. Coğrafi mekânda karmaşık birbirine bağlı mekân sistemlerinin her biri ayrı ayrı bölgeleri oluşturacak şekilde bölümlenmiştir.

  • Coğrafi bölgeler; sınırları fiziki ve beşeri coğrafya unsurları tarafından tespit edilen bölgelerdir. Fiziki coğrafya özellikleri bakımından klimatik bölgeler, hidrografik bölgeler, bitki örtüsü bölgeleri gibi. Beşeri coğrafya özellikleri bakımından sık nüfuslu bölgeler, geçici yerleşme bilgeleri, taş konut bölgeleri, tahıl tarımı bölgeleri, maden bölgeleri gibi.

  • İdari bölgeler; coğrafi olmayan bölgelerdir. Devletlerin anlaşmalarla belirlenmiş devlet egemenlik hakları bölgesi, yönetim bölgeleri, planlama bölgeleri gibi (İlhan oğuz Akdemir, Yüksek Lisans Ders Notları, 2010).

COĞRAFYA ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ

1. Bölgesel Yaklaşım: Yaklaşımın temsilcisi Fransız coğrafyacı Vidal De La Blache’dır. Bölgesel yaklaşımda sistematik yaklaşımdan tamamen sapılmıştır. Çünkü sistematik yöntemde olgular tek tek ele alınarak ya dünya genelinde ya da belli bir bölgede düşey ve yatay dağılışlar biçiminde incelenmekteydi. Fakat Regional yani bölgesel coğrafyada yine düşey ve yatay dağılışlar incelenmekte fakat dünya genelinde değil, sınırlandırılmış bir bölgede doğal beşeri ve ekonomik çevre faktörlerinin analiz ve sentezleri yapılarak incelenir (Hayati Doğanay,1993).

Ancak bölgesel coğrafya metodu uygulanış biçiminde bazı bilimsel güçlükler vardır. Bu güçlüklerin çözümü şu sorular ile giderilebilmektedir fakat doyurucu cevaplar bulmaya bağlıdır. Bölge nedir? Belli sınırlar dâhilinde sadece fiziki faktörleri mi ya da sadece beşeri faktörlerimi yoksa bütün çevre faktörlerimi etkilidir? Bölge etütlerinde monoğrafi bölgede tek bir çevre faktörünün etüdü müdür yoksa doğal çevre faktörleri ya da beşeri çevre faktörlerinin sentezi midir? Bütün bu soruların tek bir cevabı vardır. Bölgesel metod sınırlandırılmış bir bölgede doğal ve beşeri çevre faktörlerinin incelenmesidir. Bu inceleme metodunda yine insanı merkez kabul etmek suretiyle doğal ve beşeri fenomenlerin etkileşimi analiz edilir.

Won Humbolt ve Ritter beraber modern coğrafyanın kurucu sayılırlar. Won Humbolt esas olarak sistematik coğrafyanın modern bilimsel çizgisini, Ritter ise coğrafyanın modern bölgesel çizgisini kurmuştur. Çalışmalarında farklılık içinde birlik kavramına bir alanın bütün parçalarının birbiriyle bağlantılı olduğu fikrine yer vererek coğrafyanın salt tasvirden kurtulup analitik olabileceğini göstermişlerdir. Her ne kadar yerlerin tasviride büyük önem taşıyorsa da bir alanın çeşitli kısımlarındaki karşılıklı ilişkilerin analizi daha üst düzeyde bir analize götürmektedir (Erol Tümertekin, Nazmiye Özgüç, 1996).

 

2. Karşılaştırmalı (korelasyon) yaklaşım; coğrafya olayları ele alırken coğrafi olayla mekan arsında ikili veya çoklu ilişkiler kurar. Bunun temel nedeni coğrafi olaylar arasındaki etkileşimi benzerliği ve farklılığı ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle coğrafi olaylar birbiriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Kendi sınırları içerisinde benzer ve komşu coğrafi lokasyonlarla farklı olan doğal ve beşeri çevre özellikleri bu yolla tespit edilir.

3. Bağlantı metodu; coğrafi olayların en karakteristik özelliklerinden biri neden ve sonuçları bakımından fevkalade olaylar olmalarıdır. Coğrafi sorunların analiz ve sentezinde göz önüne alınması gereken önemli husus olaylar arası ilişkiler yani bağlantılardır. Bu nedenle coğrafi olaylara birbirinin entegrasyonu şeklinde bakılır. O halde coğrafi olayları neden ve sonuçları bakımından bir ilişkiler sistemi ya da olayların örgüsü şeklinde düşünmek zorundayız. Çözümlemeler insan-çevre-olaylar biçiminde analiz edilmelidir.

Bağlantı ilkesi coğrafi ilişkilerin, coğrafi olay ile coğrafi çevre arasındaki ilişkiyi veren metottur. Bu anlamıyla Rölasyon adını almıştır. Örn; Türkiye’de yerleşmeler ulaşıma bağlı olarak yer değiştirirler. Bunun için ulaşımı ele almak ve bunu coğrafi mekânla açıklamak gerekir. Bunun sonucunda coğrafi olay ile coğrafi çevre arasında ilişkinin iyi gözlemlenmesiyle arazi kullanımı ve coğrafi ilişkiler tespit edilir ki bu bağlantı ilkesinin en faydalı yanını oluşturmaktadır.

Coğrafyacılar bağlantı ilkesini uygularken şu hususlara dikkat ederler;

  • Doğal çevre veya doğal ortama

  • Doğal süreç zamana göre görülen doğal değişimlere

  • Beşeri çevre ve doğal ortam üzerinde insanın yaptıklarıyla şekillenen dünyaya

  • Beşeri süreçler ve zamana göre insanın değiştirme faaliyetlerine

  • Coğrafi ortam doğal çevre ile beşeri çevrenin birlikte ortaya koydukları yeni ortamı anlayabilmek

  • Plan ve projeksiyonları yapılan analiz ve tespitler sonucunda coğrafi çevrenin arazi kullanımıyla ile ilgili günümüze yönelik sonuçlar ve geleceğe yönelik planlar ve öngörüler yapmak.

4. Dağılış metodu; coğrafi olay veya olayların neden sonuç ilişkileri kurulurken sadece tasvirlerle yetinilmez. Tasvirle birlikte olayların yayılış sahası ve sınırları da gösterilir. Dağılımın belirlenmesi ve sınırlanması amaca uygun dağılım haritaları üzerinde olur. Bu nedenle coğrafya ilminde haritalar ve onlardan yararlanma esaslarını inceleyen kartografa ilmi coğrafyacılar için büyük önem taşır. Amaca uygun haritalar üzerinde dağılımı yapılabilen her olay coğrafya ilminin inceleme araştırma konusu olabilir.

Dağılışa konu olan değişkenin izah ve sayısal gösterimi dağılış ilkesinin temelini oluşturur. Dağılış 3 farklı kategoride incelenir;

 

  • Yatay dağılış; coğrafi unsurun yeryüzündeki coğrafi koordinat eksenine bağlı olarak dağılışını ifade eder. Yatay dağılışta ölçek önemlidir. Yatay dağılıştan kasıt küre üzerindeki yayılıştır yani grit sistemini bize verir.

  • Dikey dağılış; coğrafi unsurun yükseltiye göre dağılışını ifade eder. Yeryüzündeki yükselti basamaklarının birbirinden farklı özellikleri vardır. Dikey dağılışın diğer bir adı ise Vertical’dır. Başta yerleşmeler olmak üzere nüfus, ekonomik faaliyetler, bitki örtüsü ve diğer doğal çevre özellikleri vertical zonlarda farklılık gösterirler. Dünyadaki pek çok dağılışa sebep olan unsurun değişkenlik göstermesinde yükselti yatar. Meskenlerin ve şehirlerin dikey doğrultuda yükselmesine skyline denir.

  • Zamansal dağılış; coğrafi unsurun zaman içinde gösterdiği değişimi ifade eder. Değişme pozitif veya negatif olabilir. Değişmenin derecesi sadece zamana bağlı değildir hem zaman hem de lokal özellikler birlikte etkilidir. Bu etkinin derecesi bize değişim ölçeğini verir. Pek çok unsur zamana göre değişim gösterir. Doğal çevre özellikleri ise zamana göre daha geç değişim gösterir. Fakat doğal çevreden faydalanma değişken olabilir.

5. Kozalite metodu;  bütün bilimlerin inceleme ve araştırma konularında olduğu gibi coğrafi düşüncede de olayların sebep ve sonuçlarının tespiti büyük önem taşır. Sebep açıklamaları inandırıcı deliller ve örneklere karşılaştırma metodu örnekleme gözlem sonuçları genel coğrafi eserlerdeki temel fikirler ve akıl yürütme metotları gibi bilimsel esaslara dayandırılır. Bütün seçenekler bu şekilde ele alındıktan sonra olayların sonuç analizleri yapılır.

Olayların sebep ve sonuçları hemen hemen iç içedir. Örneğin ege bölgesi depresyon ovalarını yüzölçümleri jeolojik oluşumları hidrografik özellikleri gibi doğal çevre özellikleri bakımından incelemek bilimseldir ve de gereklidir. Ancak bu ovaların varlığından kaynaklanan beşeri sonuçları analiz ve sentez yaparak toplum yararına ortaya çıkan gelişmeler şeklindeki coğrafi sonuçlarda mutlaka belirtilmelidir (Coğrafya Bölümü 3.Sınıf Coğrafyada Metodoloji Ders Notları, 2009).

COĞRAFYANIN DÖRT GELENEĞİ

Makale coğrafyacıların zihninde var olan toparlayıcı birkaç bağımsız fakat birbiriyle ilişkili gelenekleri bütünleştirmiştir.

  • Mekânsal gelenek:  Tecrübeye dayalı olayların ve olguların mesafe, şekil yön ve lokasyon bakımından ayrımını yapma işidir. Sınırlar, nüfus yoğunluğu ve tarım ürünleri desenleri gibi mekânsal kalıplara dayalı araştırma ve bu doğrultuda coğrafyayı tanımlama geleneğidir.

  • Saha çalışmaları geleneği: Yerlerin doğasına, karakterine ve farklılıklarına dair bilgilerin toplanmasını ve düzenlemesini amaçlar.

  • İnsan-çevre geleneği: İnsan ile çevre arasındaki karşılıklı ilişkiye dayalı olarak coğrafyayı tanımlayan gelenektir. Daha çok ilişkiler üzerinde durur. Bu gelenek özellikle günümüzde coğrafyanın müstakil bir bilim dalı olarak görülmesini sağlayan sağlayabilecek bir görüştür bununla alakalı olarak Barrows “insan ekolojisi olarak bir coğrafya anlayışı, çok tartışılan bir sorun olan coğrafyanın bazı başka konuların alanına taşıdığı onların alanına girdiği iddiasını maddi olarak ortadan kaldırmaya yardımcı olacağını” belirtmektedir.

  • Yer bilimi geleneği: Yeryüzü, sular atmosfer ve dünya-güneş ilişkisini konu alan yer bilimi geleneği somut hedeflerle diğer geleneklerden ayrılır. Ve bu çerçevede coğrafyayı ele alır (William Patisson,2003).

 
 
 
 

KAYNAKLAR

  1. B, Ali, 2005, “Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntem Teknik Ve ilkeleri”, Pegem Akademi Yayıncılık.

  2. B, Şener ve Diğerleri…, 2009, “Bilimsel Araştırma Yöntemleri”.

  3. B, Turgut, 1967, “Samanlı Dağları Coğrafi Etüd”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, No: 50

  4. B, Cemal, 2001, “Seminer ve bitirme Tezi Hazırlamada Bilimsel Araştırma ve Yazma Tekniklerinden Yararlanma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi.

  5. Cohen, L, & Manion, L. 1998, Research Methods İn Education, Fourth Edition, London: Routledge

  6. D, Hayati, 1998, “Coğrafyada Metodoloji”, Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Erzurum.

  7. D, Hayati, “Coğrafyaya Giriş”

  8. E, Sırrı, 1973, “Türkiye İnsan ve Ortam”, İstanbul Üniversitesi, Coğrafya Enstitüsü Dergisi, 18-19, 1-33.

  9. E, Sırrı, 1945, “Kuzey Anadolu Kenar Dağlarının Ordu-Giresun Kesiminde Landşaft Şeritleri”, Türk Coğrafya Dergisi, 07-08, 119-140.

  10. E, Recep, 1996-1997, Coğrafyada Yeni Yaklaşımlar, Coğrafya Eğitiminde Çağdaş Metod ve Teknikler, Marmara Coğrafya Dergisi, 01: 135-149.

  11. Fraenkel J. R, Wallen N. E, 2006, How To Design And Evualate Research İn Education, New York: Mc Graw-Hill Book Company.

  12. G, Nuriye, 2001, “Gezi Gözlem Metodunun Coğrafya Eğitimi ve Öğretimindeki Yeri, Marmara Coğrafya Dergisi, Sayı: 3, Cilt: 2, s. 13-30, İstanbul.

  13. K, Orhan, C, Mustafa, 2008,” Bilimsel Araştırma Yöntemleri”.

  14. Kerlinger, F.N, 1973, Foundations Of Behavioral Research, New York: Holt Rinehart and Winston.

  15.  

  16. Mc. Millan, J. And Schumacher. S, 1984, Research İn Education A Conceptual İntroduction, Boston and Toronto: Little Brown and Company.

  17.  

  18. Ö, Nazmiye, “ Beşeri Coğrafyada Veri Toplama ve Değerlendirme Yöntemleri”, İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Yayını, No: 105, İstanbul.

  19. Ö, Nazmiye, T, Erol, 1997, “Beşeri Coğrafya İnsan-Kültür-Mekân”, Çantay Kitabevi, İstanbul.

  20. Patisson, W., Çev.: ARI, Y, “Coğrafyanın Dört Geleneği”, Ege Coğrafya Dergisi Sayı:12 Sayfa: 119-125, İzmir.

  21. Stacey, M, 1969, “Methods of Social Research”, Oxford: Pergamon.

  22. Tunçel, H, 2001, “Coğrafya Çalışmalarında Konu Seçimi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Cilt: 11 Sayı: 1, Elazığ.

  23. Tunçel, H,” Coğrafya Çalışmalarında Kullanılan Sayısal Verilerin Özellikleri”, Prof. Dr. Halil NARMAN Armağanı, s. 117-132, Fırat Üniversitesi, Elazığ.

  24. T, Erol, 1962, “Beşeri ve İktisadi Coğrafyaya Giriş”,

  25. T, Ali, “Coğrafya Nedir”,

  26. Türkdoğan, O, 2009, “Bilimsel Araştırma Metodolojisi” Timaş Yayınları.

  27. Yıldırım, C. 2004, “Bilim Felsefesi” İstanbul: Remzi Kitabevi.

  28. Webster, M, 1985, Webster’s Nineth Coollegiate Dictionary, London: Meriam Webster Inc.

Notlar

 

  1. Sayın Emrah Türkoğlu'nun tarafımıza ulaştırdığı yazı, parçalara bölünerek bir seri halinde yayımlanmıştır, ancak kaynakça üzerinde aynı işlem yapılmadığından tüm bölümlerin sonunda tüm yazının ortak kaynakçası paylaşılmıştır. (Ed. N.)

  2. Yazının Diğer Bölümleri İçin: I. KISIM