COĞRAFİ METODOLOJİ ve BİLİMSEL BİLGİNİN ÖZELLİKLERİ (I.)

COĞRAFİ METODOLOJİ ve BİLİMSEL BİLGİNİN ÖZELLİKLERİ

Biz insanlar için bilgi elde etmenin pek çok yolu vardır. Bunlardan ilki duyularımız aracılığıyla elde ettiğimiz deneyimlerdir. Görürüz, duyarız, koklarız, tadarız ve dokunuruz. Duyularımız aracılığıyla edindiğimiz bilgi bir şeyi bilmenin en hızlı yoludur. Ancak duyularımızla edindiğimiz bilgiler her zaman güvenilir değildir. Fakat bu veriler düzeltilebilir. Örneğin dışarıdaki bir termometrede sıcaklığı görmek havanın nasıl olduğu konusunda sahip olduğumuz bilgiyi düzeltir.

Duyusal algılama konusunda yapılan birçok deney her zaman algılarımıza tamamen güvenecek kadar bilge olmadığımızı ortaya koymuştur. Yani duyularımız bizi aldatabilir. Duyduğumuzu sandığımız bir silah sesi aslında arabanın egzozundan kaynaklanıyor olabilir. Tavuk olduğunu sandığımız şey yediğimizde aslında hindidir. Duyular sayesinde sahip olduğumuz bilgiler güvenilmezdir aynı zamanda tam değildir. Dolayısıyla güvenilir bilgiye sahip olabilmek için yalnızca duyularımıza güvenemeyiz ve bildiğimizi düşündüğümüzü başka kaynaklarla da kontrol ederiz. Bu kaynakları birkaç başlık halinde şöyle verebiliriz:

  • Bilgiyi kendimiz dışında diğer kişilerle görüş birliği yaparak elde edebiliriz. Yani başkalarının görüşleriyle bildiklerimizi destekleme olayıdır. Örneğin; yemek sana da acı geldi mi? Gördüğümüz ya da duyduğumuz bir şeyi başkalarıyla kontrol etmenin büyük avantajı vardır. Doğru olmayanı atmamıza ve hayatımızı doğru olana yönlendirerek daha akıllıca sürdürmemize yardımcı olur.

  • Güvenilir bilgiye sahip olmak için uzman görüşüne de başvurulabilir. Merak ettiğimiz bir konu hakkında uzman olan kişilere fikir danışmak bilgimizin güvenirliğini artırır. Örneğin; kalbimizin kötü durumda olduğunu söyleyen tanınmış bir kalp uzmanına inanma eğilimindeyizdir. Ancak herkes gibi uzmanlarda yanılabilir. Hiçbir uzman belirli bir alandaki her şeyle ilgili çalışma yapmış ya da deneyim yaşamış değildir; bu nedenle bir uzman bile tam anlamıyla emin olmayabilir.

  • Bilgi elde etmenin bir başka yolu da mantıktır. Zekâmız bazı şeyleri çözümleme yeteneğimiz, yeni bir tür bilgi geliştirebilmemiz için duyusal veriyi uygulamamıza olanak sağlar. Hedefi doğru düşünmenin ve doğru bilgi edinmenin koşullarını belirlemek olan mantığın amacı düşünmeyi araştırmaktır. Ders çalışma alışkanlığını nasıl geliştireceği konusunda bir öğrencinin kendisinden tavsiye isteyeceği bir danışmanın durumunu düşünelim. Mantığını kullanarak şu öneride bulunacaktır. Derste düzenli bir şekilde not tutan öğrenciler notlarının yükseldiğini görürler. Düzenli bir şekilde not tutarsanız sizin de notlarınız düzelecektir.

  • Bilmenin bir başka yolu da bilimsel yöntemdir (bilgi). Bunu ayrı bir başlık altında daha detaylı bir şekilde açıklayacağız (Şener Büyüköztürk, 2009)

Kökleri çok gerilere dayanmakla birlikte bugün bilim diye ifade ettiğimiz bilgi ve düşünme türü uygarlığımızın oldukça yeni sayılan bir ürünüdür. Tarih öncesi çağlarda din, felsefe efsane gibi ruhsal; el sanatları gibi pratik yaşam ihtiyaçlarına yönelik uğraşılar dışında gözleme dayalı kavramsal düşünme demek olan bir bilimden söz etmek zordur. Ancak bu uğraşıların dayandığı bilgi teknik ve kavramların sonraki çağlarda daha belirginleşen bilimsel kavram ve işlemlere kaynaklık ettiği de inkâr edilemez. Denilebilir ki bilimsel düşünme ve bulma çabasının kökeninde biri yaşamı güvenilir ve rahat kılma diğeri dünyayı anlama gibi iki temel ihtiyaç yatmaktadır. Bu ihtiyaçlardan ilki insanlığın uzun tarihinde kuşaktan kuşağa bırakılan çeşitli yaşantı ve beceri biçimlerini kapsayan bir teknik geleneği, ikincisi insanoğlunun duygu inanç ve düşüncelerini içinde toplayan bir kültürel geleneği oluşturmuştur. İki gelenek başlangıçta ve uzun süre çoğu kez ayrı ellerde birbirine yabancı kalmış yeterince karşılaşma olanağı bulamamışlardır.

          

Eski yunan uygarlığının parlak dönemlerinde bile bir yanda uğraşıları el becerilerine basit tekniklere dayanan zanaatçıların öte yanda duygu inanç ve düşünce dünyasını oluşturan şair, politikacı ve filozofların yer aldığını görüyoruz. Ayrılık ortaçağ boyunca sürmüş ancak yeniçağ başlarında ortadan kalkmıştır. İki geleneğin birleşimi karşılıklı etkileşim koşulları gerçekleştikten sonra ancak modern anlamda bilim ortaya çıkmıştır. Rönesans’la birlikte başlayan bilimsel düşünme ve araştırma çabası iki geleneğin deneye olanak veren teknik becerilerle kavramsal düşünmeye yol açan metafizik türden teorik çalışmaların etkili bir kaynaşmasına dayanmıştır.

                 

Evrenin veya olayların bir bölümünü konu alarak seçen deneye dayanan yöntemler ve gerçekçilikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi bilim olarak adlandırılmaktadır. Bilim ortak bir tanımla ifade edilebilecek bir kavram değildir. Bilimin ulusal ve nesnel boyutları yanında yaratıcılık değer yargıları ve yanlışlaşabilirlik gibi çeşitli boyutları vardır. Bilim doğada meydana gelen olayların nedenlerini birbirleriyle olan bağlantılarını bulma onları genelleştirme kuramsallaştırma ve bu kuramsal bilgi yardımı ile sonradan meydana gelebilecek olayların nasıl ve ne zaman meydana geleceğini saptamaktır. (Ali Azar, 2008) Bilim özünde gerçeği aramaya dönük bir uğraşıdır. Modern yaşamda insanlara yol gösteren onların hayatlarını düzenleyen onları kurtuluşa erdiren her şeydir.

            

Einstein’a göre bilim her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır. Russel’e göre bilim gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır. Bilimin sahip olduğu bu unsurları maddelerle ifade etmek gerekirse;

  • Bilim matematiksel bir kavram değildir.

  • Statik değil dinamiktir.

  • Olgusaldır, gözlenebilir olgulara dayanır.

  • Mantıksaldır dolayısıyla bilimsel hükümler birbiriyle tutarlı ve çelişkisizdir.

  • Denetimli gözlem ve gözlem sonuçlarına dayalı mantıksal düşünme yolundan giderek olguların açıklama gücü taşıyan hipotezler bulma ve bunları doğrulama çabasıdır. Bilim keşfedilmeden önce bilinmeyenleri gerçekliğe dönüştüren bir insan faaliyetidir.

  • Bilim gerçekliği kanıtlanmış sistemli bilgiler bütünüdür.

          

Kerlinger’e göre (1973) bilimsel dünyada bilime statik ve dinamik olmak üzere iki bakış açısı bulunmaktadır. Statik görüş sokaktaki insana uyandır. Bilim dünyaya dönük sistemli bilgiye yol açan bir etkinliktir. Bilim adamının işi yeni bulguları keşfederek onları var olan bilgi kümesine ilave etmektir. Demek bilim çoğaltılmış birikimli bulgular kümesidir. Vurgu bilginin şimdiki durumu ve ona ilave üzerinedir. Dinamik bilim ise bilimi daha ziyade bir etkinlik bilim adamının yaptığı şey olarak algılar. Bu kavrama göre doğaldır ki depolanmış bilgi kümesine sahip olmak önemli ancak asıl önemlisi bilim adamının yaptıklarının keşfidir. Burada vurgu bilimin heuristic doğasıdır. Bu zıt görüşler bilimin işlevlerini belirler.

               

Bilim sistematik bilgi elde etme sürecidir. Bu süreç doğru düşünme süreci olarak da tanımlanabilir. Doğru düşünme iki yönlü gelişmektedir. Birincisi bilginin kaynağını düşünen kişi, ikincisi ise üzerinde düşünülen şey ya da konudur. Yani bilim obje ve nesneden oluşur. Bunlar arasında mutlaka bir uyum olmalıdır aksi takdirde doğru düşünmeden bahsedemeyiz. Eğer çelişki varsa bu konuda bilim yapmak mümkün olmayacaktır. Bilimin temelini oluşturan bilgi genel itibariyle üç ayrı bölüme ayrılır bunlar;

 

  • Aktüel bilgi; yani güncel bilgilerdir ve gün içinde bunları elde etmek her zaman mümkündür. Konumuzun başında değindiğimiz duyularla elde edilen bilgileri aktüel bilgiler içerisinde kabul edebiliriz. Aktüel bilgiler hakkında herhangi bir araştırma yapılması y da dayanak aranması yanlış olur.

  • Mantıklı bilgi; yani felsefi bilgi demektir. Bize o an mantılı gelen düşündüğümüzde doğru olarak kabul edebileceğimiz bilgilerdir. Mantıklı bilgiye ulaşmak için bilimsel bilgiye ihtiyaç vardır. Örneğin; küresel iklim değişikliği bilgisi mantıklı bir bilgidir çünkü birçok belirtisi ve ispatı vardır. Bu bilgiyi bilimsel bilgi haline getirmek bu dayanakları ve ispatları yapmakla mümkün olur.

  • Bilimsel bilgi; Daha öncede bilimsel bilgi hakkında bilgi vermedik çünkü bilimsel bilgiyi ayrı bir başlık altında daha detaylı vermek faydalı olacaktır (İlhan oğuz Akdemir, Yüksek Lisans Ders Notları,2010)

BİLİMSEL BİLGİ VE ÖZELLİKLERİ

Bilimsel bilgi daha önce bahsettiğimiz diğer bilgi türlerinden farklı olarak ölçülebilir, test edilebilir ve yanlışlanabilir olmasıdır. Bilimsel bilgiyi sistematik olarak diğerlerinden ayıran aynı zamanda metotlu bir bilgi olmasıdır. Sistematik kelimesi aynı zamanda metodolojik anlamındandır. Yani bilimsel bilgi veya veri farklı bilimsel yollar ve metotlarla elde edilebilir.

               

Bilgi bilimin bir ürünü olduğundan bilim gibi bilimin tanımında da farklılıklar vardır. Bilgi doğruluğu ispatlanmış inançlardır. Önceden belirlenmiş bir dizi sistematik kural ve sürece uygun bir biçimde işlenmiş enformasyondur. Bilimsel bilgi ise güvenilir gözlem ve deneyimler sonucunda belli bir bilimsel yöntem aracılığıyla elde edilen bilgilere denir. Bu bağlamda bir bilginin bilimsel olması ve ortaya çıkarılan ürünlerin bilimsel kimlik kazanması için bazı koşulları içermesi gerekmektedir. Bunlar;

  • Objektiflik (Tarafsızlık); bilimsel bilgiler kişiden kişiye, toplumdan topluma değişiklik göstermez. Bilimsel bilgi hem bilim dışı önermelere hem de bilimsel sonuçlara karşı eleştiricidir. Objektiflik araştırılan konunun araştırmacının inançları ve değer yargılarından bağımsız olarak ele alınmalıdır. Bilim adamı yaptığı çalışmada kendi fikriyle çelişen bir bilgiyle karşılaştığında kendi fikrini dayatmak yerine gerçeği vermelidir. Aksi takdirde bilimsel ahlak ile bağdaşmayan bir tutum sergilemiş olur. Bilimsel bilgiler nesnel verilere dayandırılmıştır. Örn; Sırrı Erinç platoları alçak ve yüksek platolar olarak farklı gruplara ayırma modeli geliştirmiş ve bu modele göre d2 ve d3 aşınım yüzeyleri modeli her yükseltiye verilmemektedir. Bu da Türkiye için genel bir model ortaya koyamamıştı. Bunu fark edilmesi üzerine sistemin çökmüş olduğunu kabul ederek yeni bir model geliştirmiştir.

  • Genelleyicilik; bilim tek tek olgularla değil olgu türleri ile ilgilenir. Bu nedenle bilimsel sınıflandırma bilimsel araştırma da ilk adımı oluşturur. Bilim açısından tek bir olgunun kendi başına fazla anlamı yoktur. Bilimsel bilgi genelleyici olmak zorundadır. Yani zaman ve mekâna bağlı olarak değişkenlik göstermemelidir. Örn; deniz seviyesinde ve belli bir atmosfer basıncı altında 100 C’de su kaynar. Bu kural dünyanın her yerinde genel geçerliliğe sahiptir. Evrenseldir ve her ortamda aynı sonucu verir. Örn; dünyanın her yerinde yaşlı tabakalar yerin en altında, genç olan tabakalar ise yüzeye yakın sahalarda bulunur. Yine Akdeniz ikliminin bitki örtüsü kızılçamdır ve bu genel bir bilgidir.

  • Doğruluk; bilimsel bilgi doğru olmak zorundadır. Kullandığı verilerden doğruluğu ispatlanmalı ve kabul edilip bilimsel nitelik kazanmalıdır. Akla uygu gelen izah tarzı gidiş tarzı ve ulaşılan sonuçlar itibariyle mantık kurallarıyla örtüşmeli ki doğruluğu kesin olsun.

  • Birikim; bilimsel bilgide birikim söz konusudur ve bu birikme iki yolla olur. Birinci yol devrimlerdir. Örn; Kopernik’ten önce dünyanın güneş çevresinde değil de güneşin dünyanın çevresinde döndüğü kabul edilirmiş. Ama Kepler’in icadı ile bunun aksi ispatlandı ve devrim niteliğinde olan bu bilgi günümüze kadar geçerliliğini korumaktadır. Yani bazen öyle teoriler ortaya atılır ki kendinden önceki bütün bilgileri yok eder. İkincisi ise bulmaca çözmedir. Bilim adamı doğru bildiğini zamanla yanlışlar ve doğruyu bulur.

         

Bilimsel bilgiler kopukluklar ve sıçramalardan oluşmaktadır. Örneğin; Einstein’dan önce kimse atom hakkında bir bilgiye sahip değildi ve maddenin en küçük yapı taşı olarak atomu bizlere o tanıttı. Fakat ondan 80 yıl sonra atomun en küçük yapı taşı olmadığı onun bile birçok parçadan oluştuğunu ortaya çıkaran ispatlı görüşleri Pakistanlı bilim adamı Abdüsselam açıklamıştır. Bilimsel bilgide birikim var ama kopuktur. Örneğin 1941’de yapılan 1. Coğrafya kongresinde Türkiye 7 bölgeye ve 22 bölüme ayrılmıştır. Yeni bir kongre oluşturulup yeni bir tasnif ortaya atılsa ve kabul edilse 1941 ile 2010 yılları arasındaki 70 yıllık süreçteki bilgilerin hepsi geçerliliğini yitirmiş olur.

Yine başka bir örnekte fizikçilerin ortaya koyduğu dalga modeli 1947’de Hobel tarafından ortaya konmuştur. Bu modele göre evren genişlemektedir. Teoriye bağlı olarak 1992’de Hobel teleskobu geliştirilmiş ve uzaya gönderilmiştir. 2006’da iki bilim adamı bunun matematiğini ortaya koymuşlardır. Yakın zamanlarda ise Hobel teleskobu bir görüntü ortaya çıkarmıştır. Buna göre iki gezegen arasındaki uzaklık önce kırmızı sonra mor renginde algılanmıştır. Bu renlerin dalga boyları teorisine göre gezegenlerin birbirinden uzaklaştığını göstermektedir. Bu gün Amerika’da üzerinde çalışılan sörn deneyi de bu teoriye bağlı olarak gelişmektedir.

  • Yanlışlanabilirlik; bilimsel bilgi yanlışlanabilirliğe açık olmalıdır. Bilim adamı teorisini hazırlarken ileride yanlışlanabilir olabileceğini düşünmelidir. Çünkü zamanla doğrular değişikliğe uğrar ve geçerliğini yitirir.

  • Tutarlılık; pozitif bilimler kendi içerisinde tutarlılık gösterirler. Buna bilimin iç tutarlılığı denir. Fakat aynı zamanda bu bilimler bir de dış tutarlılığa sahiptir. Bu da bilimsel önermelerin olgular tarafından doğrulanması özelliğidir.

  • Eleştirellik; bilimin en temel özelliği eleştiriye açık olmasıdır. Eleştiri bilimin kendi içinde yenilenme ve gelişmesine olanak verir.              

Bilimsel bilgiler yeni olgusal buluşlara ve teorilere ulaşmayı sağlarlar. Bu yolla bilim insanlığın ortaya çıkışından başlayıp binlerce yıldır süren bilimsel bilgi üretme sürecinden kendi niteliğini geleneklerini ve standartlarını oluşturmuştur. Bu nitelikler;

*çeşitlilik; bilimsel çalışmalar bireylerin veya toplumların tekelinde olmayıp tüm insanlığın faydasına açıktır.

*süreklilik; bilimsel bilgi üretme süreci insanlığın varlığından bu yana hiç durmadan devam etmiş hala da etmektedir.

*yenilik; hemen her gün yapılan yeni bilimler ve yeni çalışmalar ortaya çıkmaktadır. Sürekli kendini yenileyen bir yapısı vardır.

*ayıklanma; yanlış olduğu ispatlanan bilgiler ayıklanıp yerine yeni bilgiler eklenir (3.sınıf Coğrafyada Metodoloji Ders Notları,2009)

BİLİMİN ARAÇLARI

Kavramlar özellerden elde edilen genellemeleri ifade eder. Kızgınlık, başarı, yabancılaşma, insan, zekâ, demokrasi kavramlarının her biri bir fikri temsil eden bir sözcüktür. Daha doğrusu kavram fikir ile sözcük ya da sembol arasındaki ilişkidir. Kim ve ne olursak olalım hepimiz kavramları kullanırız. Bazı kavramlar herkes tarafından kullanılırken, kimileri de bir grup ya da bir kesim tarafından kullanılırlar.

             

Kavramlar bir anlam belirtirler ve onlar yoluyla gerçeklik bir anlam kazanır, düzen ve birlik arz eder. Kavramlar yaşantılarımızla terimlere gelme olanağı veren araçlardır. Dünyayı algılamamız sahip olduğumuz kavramlar repertuarına bağlıdır. Ne kadar çok kavram varsa o kadar çok veri elde ederiz. Belli bir meslek ya da alanda kavramlara tam bir anlam yüklenmeye çalışılır ki iletişim kurulabilsin.

              

Bilimsel kavramlar için iki önemli şey vardır. Birincisi insanlardan bağımsız değildirler. Esasen insan yapısı araçlar olup insana bazı anlamları elde etme olanağı verirler. İkincisi sayısal olarak sınırlıdır ve böylece de sınırsız sayıdaki fenomeni izah etmek durumundadırlar.

                

Bilim adamının ikinci önemli aracı hipotezdir. Özellikle neden sonuç ve birlikte değişim ilişkilerinde hipotez kullanılır. Kerlinger hipotezi iki ya da daha çok değişken arasındaki ilişkilerin konjukturel ifadesi olarak tanımlar. Daha basit anlamıyla hipotez eğitilmiş bir tahmindir. Özde tüm bilimsel anlayışların gelişmesi her düzeyde spekülatif bir serüvenle neyin doğru olacağına ilişkin imgesel algılamayla olur. Sonra da imgelenen dünyanın gerçeğin aynısı olup olmadığı test edilir. Böylece bilimsel mantık her düzeyde iki episod arasındaki bir iletişimdir. Biri imgesel öteki kritik; olması gerekenle gerçek arasındaki bir diyalogdur (Ali Balcı, 2005)

                 

Kerlinger iyi bir hipotez için iki ölçüt tanımlamıştır (1973). Hipotezlerin değişkenler arası ilişkilerin ifadesi olması, hipotezlerin ifade edilen ilişkileri test etmek için açık doğurgular taşımalarıdır. Hipotezin bir araç olarak önemi konusunda Kerlinger dört neden tanımlar;

  • hipotezler araştırmacının çabalarını örgütler.

  • hipotezler kuramın işleyen araçlarıdır, kuramdan ya da diğer hipotezlerden elde edilirler.

  • hipotezler ampirik ya da deneysel olarak test edilebilirler.

  • hipotezler bilimin gelişmesi için güçlü araçlardır, insana kendini aşma olanağı verir.

 

BİLİMSEL YÖNTEM VE METODOLOJİ

                

Her bilim dalının amacı kendi alanına giren konuları saptama ve açıklamadır. Bilimler ancak deney ve gözlem yolundan giderek olguları saptar, saptanan olguların açıklanması ise mantıksal bir işlemdir. Bilim amacına ulaşma çabasında olguları betimleme ve açıklama yollarına başvurur. Bilimin kendine göre en temel özelliği deneysel olması. Diğer önemli bir yanı ise kurduğu yöntemlerle sadece nasıl bulgulara ulaşıldığı değil aynı zamanda diğer bilim adamlarının da bunları tekrar edebilmesine olanak vermesidir. Bulguların doğru olup olmadığını anlamak için benzer ya da diğer materyallerle kontrol edilmesine imkân tanır ve böylece sonuçları test eder.

                

Bilimsel yaklaşım bulguların deneysel gerekçesini göstermek için gerekli standart ve yöntemleri içerir. Olgular arasındaki uygunluk veya benzerlikleri dünyada olmakta ve olmuş olanı gösterir. Bu standartları ve yöntemleri ifade etmeğe bilimsel yöntem denir. Bilimsel yöntem insan bilgilerinde sınır olmadığını sorularda sonsuzluk olduğunu ve her zaman öğrenilebilecek çok şey olduğunu öğrenmemizi sağlar (Stacey, 1969).

          

Bilimsel yöntem bir bilim adamının araştırdığı veya karşı karşıya olduğu bir problemdeki bilgi çeşidine bağlı olarak tanımlayabileceği bir gelişim süreci olarak da tanımlanabilir (Cohen ve Manion,1998). Bilimsel yöntem bilimlerin ortaklaşa kullandıkları betimleme ve açıklama yollarını kapsayan bir yanı ile eylemsel bir yanı ile düşünsel bir süreçtir. Bilimsel yöntemin aşamaları farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. En sık rastlanan sınıflandırmada bilimsel yöntemin aşamaları genel olarak şu aşamalarda açıklanmaktadır.

  1. Sorunun fark edilmesi

  2. Sorunun tanımlanması

  3. Çözüm önerilerinin tahmini

  4. Araştırma yönteminin geliştirilmesi

  5. Verilerin toplanması ve analizi

  6. Karar verme ve yorumlama

 

Yıldırım ise (2004) bilimsel yöntemi olgusal süreç ve kuramsal süreç olmak üzere iki kısımda açıklamaktadır.

 

  • Olgusal süreç: Betimleme olarak da bilinen olgusal süreç bütün bilim kollarında ilk aşamayı oluşturur amacı araştırma konusu olguları ve bu olgular arasındaki ilişkileri saptama sınıflama ve kaydetmedir. Coğrafyada bir bilim dalı olduğundan birçok olgu içermektedir. Örn; İstanbul bir şehirdir, çay D.Karadeniz bölgesine ait üründür. Bunlar aynı zamanda değişmeyen olgulardır bunlara aksiyom (postulat) adı verilir. Doğruluğu önceden kabul edilmiş tartışılmaz olgulardır. Karstik bölgelerin neokarst veya paleokarst bölgelerinde görüldüğü gibi. Olgusal süreçte bilim betimleme aracı olarak gözlem deney ve ölçme gibi işlemleri kullanır.

Gözlem, olgu bulma işlemi olarak tanımlanır. Fakat gözlem önüne her gelen olguyu toplama işlemi değildir. Gözlem olgunun içinde geçtiği olayları araştırılan probleme göre belli grup veya sınıf altında toplamaktır. Gözlemlenmiş bir olgu ne denli basit olursa olsun aslında yorumlanmış bir algı kümesidir. Her gözlemde algılanan veriler ve yorumlama olmak üzere iki öge vardır. Bir nesneye baktığımızda gözümüze çarpanla gördüğümüz şeyler aynı değildir. Yani görülen şey bazı algıların hem bir seçme hem de yorumlama işlemine uğramasından sonra ortaya çıkan şeydir.

Bir gözlemin bilimsel değeri iki temel koşulu yerine getirme gücüne bağlıdır. Güvenirlik ve geçerlik. Güvenilir gözlem öncelikle nesnel olmalıdır. Ancak yüzde yüz nesnellikten bahsedemeyiz. Her gözlem gözlemcinin amaç, ilgi ve yaşantısına sıkı sıkıya bağlıdır. Önemli olan gözlemcinin olgulara yaklaşımında kişisel saplantı ön yargı veya inançların etkisinde kalmaması bilerek ya da bilmeyerek olguları olduğundan başka türlü göstermemesidir. Geçerli bir gözlem ise belirli bir amaca yönelik b ir sorunun yanıtlanmasına bir problemin çözülmesine veya bir hipotezin test edilmesine yarayan bir gözlemdir. Bir gözlem yöneldiği amaca hizmet ettiği sürece geçerli aksi halde geçersiz sayılır.

        Deney bir gözlem biçimidir. Olgu bulma işlemi olarak deney sıradan bir gözleme göre daha kesin daha düzenli amaç ve sınırları daha belirgin bir işlemdir. Koşulları iyi hazırlanmış bir gözlemi de deney gibi daha kesin, daha düzenli amaç ve sınırları daha belirgin bir hale getirmek olanaksız değildir. Gözlemde doğanın akışına bir müdahale yoktur fakat deneyde müdahale söz konusudur. Gözlemci olup bitenleri izler deneyci ise olguların kendi akışları içinde ortaya çıkmalarını beklemeksizin belli koşullar altında yapay olarak onları üretme yoluna gider. Deneyci üretme yoluyla hem zaman kaybını önler hem de gözlemini kendisine en uygun gelen yer ve zamanda yapar. Aynı zamanda gözlemini istediği kadar tekrarlayarak elde ettiği sonuçların güvenirliğini denetleme imkânı bulur.

        Ölçme gözlem ve deneyin herkes tarafından geçerli olmasını Sağlar. Ölçme bilim için çok önemlidir. Çünkü bilim ulaştığı sonuçları elden geldiğince kesin açık ve doğru biçimde dile getirmeyi amaçlar. Ölçme yoluyla elde edilen gözlem verileri bu tür ifadeye ortam sağlamaktadır. Örn; su ısınınca kaynar ifadesinin su sıcaklığı 100 C’de kaynar ifadesiyle karşılaştırıldığında hem kesinlik hem de açıklık yönünden hem de sağladığı bilgi miktarı bakımından ne kadar zayıf ve yetersiz olduğu görülmektedir. Belirli kurallara göre nesnelere ya da bunlara ilişkin gözlemlere rakam vermek diye tanımlanan ölçme ölçek denilen işaret sisteminin kullanılış biçimine dayanır. Ölçme bir belirleme işlemi ölçek ise bu amaçla kullanılan bir araçtır.

 

  • Kuramsal süreç: Bilimsel yöntemin kuramsal sürecini oluşturan açıklama ilk aşamada betimlenmiş olguları, bu olguların ilişkilerini yansıtan olgusal genellemeleri bazı kuramsal kavram veya genellemelere başvurarak anlaşılır hale getirmeyi amaçlar. Bilim açıklama aracı olarak da hipotez, kuram, yasa ve öngörü gibi kavramları kullanır.

       Hipotez: olgular veya olgular arası ilişkileri açıklamak için kurulan açıklama taslağıdır. Henüz doğrulanmamış kavramsal genellemelerdir. Hipotez bir araştırmanın olası sonucuna dair yapılan tahminlerin ifadesidir. Bir kişi ya da bir grup tarafından başkalarının haberdar olması veya bilinmeyen bir şeyin bilinir hale getirilmesi için ortaya konulmuş düşünce sistemidir. Yanlışlanmaya müsaittir. Hipotezler olasılıklı olarak sunulurlar. Kapsayıcı özellikleri yoktur. Sadece kapsadıkları alan için geçerli veya değillerdir. Örn; Darwin teorisi önceki dönemlerde daha fazla yandaş bulmuş ve savunulmuşken günümüzde neredeyse çürümüş durumdadır. Yine yeni bir teori olan kelebek etkisi günümüzde tutulan bir teoridir ta ki anlamını yitirinceye kadar savunulacaktır. Sonuç olarak hipotezler bilimsel bilgiyi keşfetmede bir metot olarak deneylerden veya gözlemlerden beklenen olası sonuçları ve bir problemi doğru sonuca ulaştırması beklenen çözüm yolu olarak tanımlanır.

 

       Kuram: Doğrulanmış hipotezlerdir. Kuram bilgi edinme sürecinde ortaya atılan geçerlik ve güvenirliği bilimsel yöntemlerle saptanmış olan, iç tutarlılığı bulunan bilgiler açıklamalar bütünüdür. Hipotezin geliştirilmiş doğruluğu giderek daha fazla benimsenen bilim dünyası tarafından tartışılan bir başka varsayımdır. Hipotezde olduğu gibi kesin doğruluğu yoktur yanlışlanma olasılığı vardır fakat hipoteze göre daha kuvvetlidir. Bazen bazı olayları açıklamak için o güne kadar bulunan yasalar bilim insanlarının ortaya koyduğu kuramsal yapılar doğru olayların bütününü açıklamakta yetersiz kalırlar. Bu durumda bilim insanları o zamana kadar doğrulanmış bilgileri kullanarak kuramsal yapılar ortaya koyarlar. Bilim insanlarının oluşturdukları bu zihinsel önermeler paketine kuram adı verilir.

 

         Yasa: doğrulanmış hipotezlerden oluşan kuramlar artık birer bilimsel buluşturlar. Bilimsel buluşları ortaya koyma işlemine doğrulama denir. Her bilimsel buluş tek tek olguları değil olgular sınıfını açıkladığı için onlar birer yasa haline gelirler. O halde olguların nedenlerini araştıran her doğru kuram bir yasadır. Yani teorilerin olgulaşma aşamasıdır. Kesindirler ve üzerinde tartışılması söz konusu değildir. Geçerlilikleri test edilip kabul edilmiştir. Yanlışlanma olasılığı kalmamıştır. Zamana coğrafi olaylara ve kişilere göre hep aynı sonuçları verir. Yasalar kavramlar arası ilişkilerden doğan genellemelerdir.

 

        Öngörü: yasalardan yararlanarak henüz olmamış bir olguyu önceden tahmin etme işidir.

 

Bilimin en ayırdedici özelliklerinden biriside ampirik doğası, ikincisi bulgulara nasıl ulaşıldığını araştırmanın tekrar edilmesini aynı yada benzer materyallerle onların kontrolünü ve sonuçların test edilmesini mümkün kılan bir dizi prosedürlerden oluşmasıdır. Bu standart ve prosedürler bilimsel yöntemi oluşturur. Bilimsel yöntem belli bir durumda genel değişkeler kümesinden bilinçli ve kasti olarak seçim yapmakla başlar. Araştırmacı hipotezini test etmek üzere uygun yöntemi seçer.

BİLİMSEL ARAŞTIRMA NASIL YAPILIR?

 

Bilimsel araştırma belli amaçlarla ve sistemli süreçler yoluyla veri toplama ve toplanan verilerin analizi olarak tanımlanmaktadır.(Mc. Millan ve Schumacher 1984)

Bilimsel araştırma sistematik inceleme ve sorgulamadır. Sistematik bir şekilde sorular sormayla başlar. Tanımda yer alan sistemli süreçler bilimsel araştırma yönteminin aşamalarını ifade etmektedir. Araştırma akademik bir çalışma alanı olmaktan çok nasıl yapılacağı ile ilgili bir sanat olarak algılanabilir. Araştırma beceri ve deneyim gerektirmektedir.

Bilimsel araştırma terimi her türlü gerçek ve ilkeleri ortaya çıkarmak ya da koymak için bazı bilgi alanlarında yapılan dikkatli sistematik ve dayanıklı çalışma ve incelemedir (Webster 1985). Bilimsel araştırmada vurgu yapılan yer gerçeğe yönelik ileri sürülen iddiaları desteklemek ya da çürütmek için kanıt elde etmektir.

Bilimsel araştırmalarda kullanılan belli yöntemler vardır bunlardan; deneysel araştırma bilimsel yöntemler içinde en keskin sonuçların elde edildiği araştırmadır. Çünkü araştırmacı karşılaştırılabilir işlemler uygular ve daha sonra onların etkilerini inceler, bu tür bir araştırmanın sonuçlarının araştırmacıyı en keskin yorumlara götürmesi beklenir. Korelasyonel araştırma; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkileri belirlemek ve neden sonuç ile ilgili ipuçları elde etmek amacıyla yapılan araştırmalardır.

Nedensel karşılaştırma araştırması; insan grupları arasındaki farklılıkların neden ve sonuçlarını koşullar ve katılımcılar üzerinde herhangi bir müdahale olmaksızın belirlemeyi amaçlayan çalışmalardır. Tarama araştırması; bir grubun belirli özelliklerini belirlemek için verilerin toplanmasını amaçlayan çalışmalara denir. Etnoğrafik araştırma; bir toplumu ya da onun bir yönünü çalışmak isteyen antropoloğlar tarafından geliştirilmiştir. Bu araştırmada amaç grup üyeleriyle doğrudan ilişki kurmak ve grubun kültürel yapılarını ve bu yapıları oluşturan davranış ve deneyimleri açıklamaktır. Tarihi araştırma; dönemin dokümanları dikkatlice okunarak ya da o zamanda yaşamış kişilerle görüşerek odaklanılan problemle ilgili olarak geçmişte ne oldu? Sorusuna cevap arar.

Eylem araştırması; eylem araştırmacıları sağlam gelişmeler aramaktansa kendilerinin de kişisel olarak dâhil oldukları belirli bir durumun koşullarını değiştirmelerini sağlayacak bilgiyi elde etmeye yoğunlaşır. Olgubilim çalışmaları; farkında olduğumuz ancak derinlemesine bir anlayışa sahip olmadığımız olgulara dayanmaktadır. Veri kaynakları araştırmanın odaklandığı olguyu yaşayan ve bu olguyu dışa vurabilecek veya yansıtabilecek bireyler ya da gruplardır. Kuram oluşturma çalışmaları; sistematik olarak toplanan ve analiz edilen verilere dayalı kuram geliştirme biçimidir. Durum çalışması; bilimsel sorulara cevap aramada kullanılan ayırt edici bir yaklaşım olarak görülmektedir. Bir ya da daha fazla olayın, ortamın, programın, sosyal grubun ya da diğer birbirine bağlı sistemlerin derinlemesine incelendiği yöntemdir.

 

  • Bilimsel Araştırma Sürecinin Aşamaları

 

Hangi yöntem olursa olsun bir dizi benzer etkinliği yerine getirirler. Örn; neredeyse tüm araştırma planları bir problem cümlesi, bir hipotez, tanımlar, literatür eleştirisi, deneklerden oluşan bir örneklem, testler ya da diğer ölçüm araçları, zaman çizelgesi de dahil olmak üzere izlenecek işlemlerin tanımlanmasını ve amaçlanan veri analizlerine dair bir açıklamayı içerir. Bilimsel araştırmanın aşamaları Fraenkel ve Wallen ’in açıklamaları temel alındığında genel olarak şu bölümlere ayrılmaktadır;

     Araştırma probleminin tanımlaması; bir çalışmanın ortaya koyduğu problem kapsanan her şeyin durumunu gösterir. Konuyu oluşturan problem belirlenirken önce gözlem inceleme yaparız ve bu gözlem bize bilimsel problemin tespitini sağlar. Bu tespitle de varsayım ortaya koyarız.

     Araştırma sorularını veya hipotezlerini tanımlama; araştırmanın problemi genellikle sorular ve hipotezler şeklinde ifade edilir. Bir çalışmaya ilişkin hipotezler araştırılan değişkenler arasında olması beklenen herhangi bir ilişkiyi açık bir şekilde göstermelidir ve makul bir zaman diliminde bunların test edilebileceği ifade edilmelidir.

      İlgili literatür taraması; araştırmadaki sorunla ilgili diğer çalışmalar belirlenmeli ve sonuçları kısaca özetlenmelidir. Literatürün gözden geçirilmesi problemle ilgili bilinenlere ışık tutmalı ve önerilen çalışmanın neden bu ön bilginin bir uzantısı şeklinde sonuçlanacağını mantıklı bir şekilde göstermelidir.

   Örneklem seçimi; çalışmanın örneklemi ve daha büyük grup ya da tamamı açık bir şekilde belirtilmelidir. Örnekleme planı tanımlanmalıdır.

   Veri toplama araçlarını geliştirme; deneklerden katılımcılardan veri toplanmasında kullanılacak ölçme araçlarının her biri detaylı bir şekilde tanımlanmalı ve neden kullanıldığına ilişkin gerekçe belirtilmelidir. Araştırmada kullanılacak veya geliştirilecek olan araçların geçerlik ve güvenirlik çalışmaları da yapılmalıdır.

  Uygulama aşaması; çalışmanın temel işlemleri araştırmacının başlangıçtan sonuna kadar ayrıntılı bir şekilde araştırma önerisinde ve araştırma sonrasında hazırlanan raporda açıklanmalıdır. Bu açıklama doğal olarak nitel çalışmalara çok daha az uygundur. Çeşitli görevlerin ne zaman başlayacağına dair ana hatları ortaya koyan gerçekçi bir zaman çizelgesinin yanı sıra beklenen tamamlanma tarihleri de sunulmalıdır. Çalışmada kullanılacak tüm materyaller veya donanımlar belirlenmelidir. Bunu yanı sıra oluşabilecek ön yargı kaynakları belirlenmeli ve bunların nasıl kontrol edileceği araştırılmalıdır.

 

    Verilerin analizi; Veri analizinde kullanılacak hem belirleyici hem de çıkarımsal her türlü istatistiksel teknik tanımlanmalıdır. Nitel araştırmalar içinde verilerin analizinde hangi yöntemlerin niçin kullanılacağına da açıklık getirilmelidir. Araştırma problemini yanıtlamak için yapılacak karşılaştırmalar açıkça yapılmalıdır. Veriler sınıflandırılır ve analiz edilip çeşitli tablo grafik ve haritalara dönüştürülürler. Yorumlama ve değerlendirme aşamasıdır.

  Raporlaştırma aşaması; veri analizi ile elde edilen bulguların ve bu bulgulara dayanılarak gerçekleştirilen yorumların raporlaştırılmasıdır. Bu raporda araştırma problemi soruları ve hipotezleri, literatür taraması sonuçları, araştırma deseni, örneklemi veri toplama araçları gerçekleştirilen uygulamanın aşamaları veri analizi işlemleri, bulgular ve bunların yorumlanması, araştırma sonuçları ve bunlara dayalı uygulama ile literatüre katkı getirebilecek öneriler yer almaktadır. Varsayımın sonuçlarını uygun veya uygun olmayan yönleriyle ortaya konulmasıdır. Bilimsel araştırmanın sonuç bölümünde problem nedir hangi tür problem vardır. Yöntem nasıl incelendi neler bulundu ne anlama gelmektedir bu soruların hepsinin cevabı verilir.

 

   Tartışma aşaması; bu aşamada çıkılan nokta ile sonuç arasındaki ilişki net bir şekilde değerlendirilir çelişkiler ortaya konur. En önemlisi bu aşamada yeni araştırmalar için problem zemin hazırlanmalıdır.

 

Sonuç olarak denilebilir ki bilimsel araştırma analiz etme sürecidir. Cebeci araştırmayı şöyle ifade eder “ Bilimsel araştırma veri toplama, arama, öğrenme, bilinmeyeni bilinir hale getirme karanlığa ışık tutmadır”. Ve bu araştırma belli bir zaman aralığında yapılmaktadır. Bilimsel araştırmada bir sistematik yaklaşım bir de süre önemlidir. Bu sistemli süreç içinde emek ve çaba mutlaka olmalıdır. Dikkat edilmesi gereken diğer bir önemli husus da araştırmanın kopya ya da tekrar olmamasıdır (İlhan oğuz Akdemir, Yüksek Lisans Ders Notları, 2010).

 
 
 
 
 

KAYNAKLAR

  1. B, Ali, 2005, “Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntem Teknik Ve ilkeleri”, Pegem Akademi Yayıncılık.

  2. B, Şener ve Diğerleri…, 2009, “Bilimsel Araştırma Yöntemleri”.

  3. B, Turgut, 1967, “Samanlı Dağları Coğrafi Etüd”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, No: 50

  4. B, Cemal, 2001, “Seminer ve bitirme Tezi Hazırlamada Bilimsel Araştırma ve Yazma Tekniklerinden Yararlanma, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi.

  5. Cohen, L, & Manion, L. 1998, Research Methods İn Education, Fourth Edition, London: Routledge

  6. D, Hayati, 1998, “Coğrafyada Metodoloji”, Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Erzurum.

  7. D, Hayati, “Coğrafyaya Giriş”

  8. E, Sırrı, 1973, “Türkiye İnsan ve Ortam”, İstanbul Üniversitesi, Coğrafya Enstitüsü Dergisi, 18-19, 1-33.

  9. E, Sırrı, 1945, “Kuzey Anadolu Kenar Dağlarının Ordu-Giresun Kesiminde Landşaft Şeritleri”, Türk Coğrafya Dergisi, 07-08, 119-140.

  10. E, Recep, 1996-1997, Coğrafyada Yeni Yaklaşımlar, Coğrafya Eğitiminde Çağdaş Metod ve Teknikler, Marmara Coğrafya Dergisi, 01: 135-149.

  11. Fraenkel J. R, Wallen N. E, 2006, How To Design And Evualate Research İn Education, New York: Mc Graw-Hill Book Company.

  12. G, Nuriye, 2001, “Gezi Gözlem Metodunun Coğrafya Eğitimi ve Öğretimindeki Yeri, Marmara Coğrafya Dergisi, Sayı: 3, Cilt: 2, s. 13-30, İstanbul.

  13. K, Orhan, C, Mustafa, 2008,” Bilimsel Araştırma Yöntemleri”.

  14. Kerlinger, F.N, 1973, Foundations Of Behavioral Research, New York: Holt Rinehart and Winston.

  15.  

  16. Mc. Millan, J. And Schumacher. S, 1984, Research İn Education A Conceptual İntroduction, Boston and Toronto: Little Brown and Company.

  17.  

  18. Ö, Nazmiye, “ Beşeri Coğrafyada Veri Toplama ve Değerlendirme Yöntemleri”, İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Yayını, No: 105, İstanbul.

  19. Ö, Nazmiye, T, Erol, 1997, “Beşeri Coğrafya İnsan-Kültür-Mekân”, Çantay Kitabevi, İstanbul.

  20. Patisson, W., Çev.: ARI, Y, “Coğrafyanın Dört Geleneği”, Ege Coğrafya Dergisi Sayı:12 Sayfa: 119-125, İzmir.

  21. Stacey, M, 1969, “Methods of Social Research”, Oxford: Pergamon.

  22. Tunçel, H, 2001, “Coğrafya Çalışmalarında Konu Seçimi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Cilt: 11 Sayı: 1, Elazığ.

  23. Tunçel, H,” Coğrafya Çalışmalarında Kullanılan Sayısal Verilerin Özellikleri”, Prof. Dr. Halil NARMAN Armağanı, s. 117-132, Fırat Üniversitesi, Elazığ.

  24. T, Erol, 1962, “Beşeri ve İktisadi Coğrafyaya Giriş”,

  25. T, Ali, “Coğrafya Nedir”,

  26. Türkdoğan, O, 2009, “Bilimsel Araştırma Metodolojisi” Timaş Yayınları.

  27. Yıldırım, C. 2004, “Bilim Felsefesi” İstanbul: Remzi Kitabevi.

  28. Webster, M, 1985, Webster’s Nineth Coollegiate Dictionary, London: Meriam Webster Inc.

Notlar

 

  1. Sayın Emrah Türkoğlu'nun tarafımıza ulaştırdığı yazı, parçalara bölünerek bir seri halinde yayımlanmıştır, ancak kaynakça üzerinde aynı işlem yapılmadığından tüm bölümlerin sonunda tüm yazının ortak kaynakçası paylaşılmıştır. (Ed. N.)

  2. Yazının Diğer Bölümleri İçin: II. KISIM